Şehir Sessizken (Bölüm I)

Şehir Sessizken (Bölüm I)

Hava gün boyunca griydi; akşamüstüne doğru iyice kapandı.
Gökyüzü, yağmur taşıyan ağır bir örtü gibi şehrin üzerine çökmüştü.

Orta yaşlı adam, ağaçlarla çevrili dar bir yolda tek başına yürüyordu. Ağaçlar yapraklarını çoktan dökmüştü. Sarı ve kahverengi yapraklar, ıslak asfaltın üzerinde ezilmiş, rüzgârla savrulup duruyordu. Yol sessizdi. Ne arabaların sesi vardı ne de insanların. Soğuk, yavaş ama inatçı bir şekilde içeri sızıyordu.

Yürürken etrafına bakmıyordu. Başını hafifçe öne eğmişti. Adımlarını sayar gibi, ağır ağır ilerliyordu. Şehir sanki onunla birlikte yavaşlamıştı; binalar, sokaklar, ışıklar bile daha soluk görünüyordu.

Bir süre sonra sahile ulaştı. Kumsala doğru yürüdü ve kumların üzerine oturdu. Deniz sakin denemezdi. Dalgalar düzensizdi; kıyıya çarpıyor, köpürüp geri çekiliyorlardı. Gökyüzü daha da kararmıştı. Ufuk çizgisi neredeyse görünmez hâle gelmişti.

Adam uzun süre orada oturdu. Hareket etmeden. Konuşmadan.
Dalgaları izledi. Gökyüzüne baktı. Denize baktı.
Zaman ilerliyor muydu, yoksa olduğu yerde mi duruyordu, ayırt edemedi.

Akşam çöktü. Zaten silik olan gün ışığı tamamen kayboldu. Kara bulutlar gökyüzünü kapladı. Ardından yağmur başladı. Önce seyrek, sonra sert. Kısa sürede sağanağa dönüştü.

Adam ayağa kalktı. Islanan kumdan uzaklaştı ve sokaklara karıştı. Yağmur altında yürümeye başladı. Ceketinin içi kısa sürede ağırlaştı. Ayakkabıları su aldı. Umursamadı.

Gece çökmüştü. Sokak lambalarının ışıkları ıslak zeminde titreşiyordu. Yağmur, durmaksızın yağıyordu. Adam yürümeye devam etti. Hızlanmadı. Yavaşlamadı. Sanki bir yere varması gerekmiyordu.

Yalnızdı.
Dalgındı.
Ve bu yalnızlık, artık ona yabancı değildi.

Bu hikâye bir sonla bitmedi
Bir çözümle de.
Adam yürümeye devam etti.
Yağmur yağdı
Şehir sustu.




Dipnot: Hikaye ve müzik yapay zekaya verilen promptlarla oluşturulmuştur.

Hikayeyi müzikle birlikte okumanız önemle rica olunur

Share this content:

Yorum gönder