Yoramadım ki…
Yoramadım ki…

Yoramadım ki…

Uzun zaman oldu diyemiyorum…

Çünkü sensiz geçmeyen bir saniye bile bir ömre bedelken, yokluğunu zaman kavramı ile nasıl izah ederim?

Ellerinden uzak kalan ellerimin sıcaklık düşüşünü küresel ısınmaya mı yorayım yoksa yoksun kalışıma mı?
Her bahar yeniden açan kır papatyalarını ve her gece suya düşen yıldızları; dinlediğim vuslat türkülerine mi gittiğin yollara mı yorayım?
Her doğan günü ve gökyüzünden denize düşen maviyi; güneşe mi yoksa bensiz gülüşüne mi yorayım?
Kavuşamayacak olmamızı sensizliğin yorgunluğuna mı ölüme mi yorayım?
®©Kahvaltı Hikayeleri ®©

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir