Son Yazılar

ÖzkanDiyeBirisi

Vicdan Ayini

Vicdan Ayini

Gece, sokak lambalarının insanları değil, gölgeleri aydınlattığı saatlerdi.

Eski bir duvar…
Çatlakların arasına yıllar sıkışmıştı.

Kaldırım taşları, günün bütün ayak izlerini sessizce sırtında taşıyordu.

Duvara yaslanmış bir adam vardı.

Yanında yarısı dolu bir bira şişesi…

Karşısında ise, ondan başka kimsenin davet edilmediği tek misafir.

Kendi gölgesi.

Adam şişeyi eline aldı.

Kısa bir yudum…

Başını kaldırıp gölgesine baktı.

“Bugün de sen geldin.”

“Öyle mi diyorsun?”

“Hayır.”

“İnsan, değer verdiği herkesten aynı şeyi beklemiyor.”

“Sadece…”

“Gerçek olduklarını bilmek istiyor.”


Bir ambulans sesi gecenin içinden geçti.

Ne getirdiği belli değildi.

Ne götürdüğü…

Adam bir yudum daha aldı.

“Haklısın.”

“Hayat gerçekten kısa.”

“Ama kısa olması…”

“İnsanların birbirini unutmasını normal yapmıyor.”


Bir tekir kedi ağır adımlarla kaldırımın kenarından geçti.

Adam cebini yokladı.

Boştu.

Kedi hiç durmadan yoluna devam etti.

Adam istemsizce gülümsedi.

“Bak…”

“Yine vicdan yaptırıyorsun.”

“Hayır.”

“Her şeye yetişemem.”


Rüzgâr eski bir gazete sayfasını önüne kadar sürükledi.

Adam sayfaya baktı.

Başlığı okumadı.

Ayağıyla kenara itti.

“Bunu diyeceğini biliyordum.”

“Geçmişi sürekli açıp okumak…”

“Kimseyi bugüne getirmiyor.”


Sokak lambası hafifçe titredi.

Gölgesi uzadı.

Sonra yeniden kısaldı.

“Hıh…”

“Oradan bakınca kolay tabii.”

“Sen hiç değişmiyorsun.”

“Ben değişiyorum.”


Bir çift kahkaha atarak yanından geçti.

Sesleri, geldikleri kadar hızlı uzaklaştı.

Adam arkalarından bakmadı bile.

“Hayır.”

“Kıskanmıyorum.”

“Sadece…”

“İnsan bazen…”

“Kendi sessizliğini başkasının kahkahasıyla ölçüyor.”


Şişeyi eline aldı.

Bu kez daha uzun bir yudum içti.

Şişenin içindeki boşluk biraz daha büyüdü.

Ayağının ucuyla küçük bir taşı itti.

Taş, gölgesinin içinden geçerek yoluna devam etti.

“Bunu gerçekten bana mı söylüyorsun?”

“İnsan…”

“Kendi kalbini ölçü alarak başkalarını tartmamalı…”

Uzun süre sustu.

Sonra başını hafifçe salladı.

“İşte…”

“Orada haklısın.”


Bir rüzgâr daha esti.

Gece biraz daha serinledi.

Adam sırtını duvara biraz daha yasladı.

Şişeye baktı.

Hâlâ bitmemişti.

Gülümsedi.

“Demek ki…”

“Yalnız kalmayı zaten biliyormuşum.”

“Kendimle oturmayı yeni öğreniyorum.”


Uzun bir sessizlik…

Adam gözlerini gölgesinden ayırmadı.

Derin bir nefes aldı.

“Sus…”

“Artık geri kalanını ben biliyorum.”

Şişeyi yere bıraktı.

İçinde hâlâ biraz bira vardı.

Adam onu bitirmedi.

Sadece ayağa kalktı.

Gölgesine son kez baktı.

“Sonra devam ederiz.”

Ve yürüdü.

Arkasından sadece gölgesi geldi.

ÖzkanDiyeBirisi

Share this content:

Yorum gönder