Son Yazılar

ÖzkanDiyeBirisi

MANİFESTO 2 – NE KADAR EKMEK, O KADAR KÖFTE

MANİFESTO 2 – NE KADAR EKMEK, O KADAR KÖFTE

Yarın doğum günüm.

İnsan belli yaşlara gelince doğum günlerinde dilek tutmaktan çok, bazı kararlar alıyor.

Ben de bu yıl birkaç karar aldım.

Aslında çoğu yeni karar değil; uzun zamandır farkında olduğum şeylerin artık yüksek sesle söylenmiş hâli.

Ne kadar ekmek, o kadar köfte.

Hayatın birçok alanında kullandığımız basit bir cümle.

Ama sanırım bazı ilişkilerde de geçerli.

Yıllardır bu siteye yazıyorum. Siteyi tasarlıyorum.

Yıllardır radyo yayını yapıyorum. Müzik yapıyorum, şarkılar yazıyorum.

Bir şeyler deniyorum, bozuyorum, yeniden yapıyorum. Bazen iyi oluyor, bazen olmuyor.
Zaten üretmenin güzel tarafı da biraz bu.

Ama bütün bunları herkes okusun, herkes dinlesin, her yayında herkes olsun gibi bir beklentim hiçbir zaman olmadı.

Gerçekten olmadı.

Herkesin zamanı yoktur.

Herkesin ilgisi olmayabilir.

Herkes benim yaptığım şeyleri sevmek zorunda değil.

Bunların hiçbirine itirazım yok.

Ama sekiz yılda bir kere…

Bir yazımı okursun.

Bir yayına gelirsin.

Bir şarkımı dinlersin.

Bir gün “Ne yaptın bakalım?” dersin.

Bir şey söylersin.

Beğenirsin ya da beğenmezsin.

Eleştirirsin.

Hatta “Bu olmamış.” dersin.

Benim için bunların hepsi kıymetli.

Çünkü yazmak, müzik yapmak, şarkı üretmek; sadece üretip ortaya bırakılacak işler değil.

Eleştiriyle gelişen işler.

Bir şeyin daha iyi olması için birinin onu gerçekten dinlemiş, okumuş veya izlemiş olması gerekiyor.

Eleştirebilmek için bile önce ilgilenmek gerekiyor.

Ama şunu biliyorum:

Ben artık bunu sorgulamayacağım.

Çünkü insanların ilgisini talep ederek elde etmek istemiyorum.

Birinin benim yazımı okumasını istemekle, bunu beklemek arasında bir fark var.

Ben artık beklemeyeceğim.

Çünkü sekiz yıl boyunca hiç uğramamış birinin dokuzuncu yılda gelmesini beklemek, artık benim sorunum.

Ve bundan sonra olmayacak.

Bu, arkadaşlığımız, dostluğumuz bitecek demek değil. Hayır.

Yine görüşeceğiz, yine bir araya geleceğiz. Yine iş konuşacağız, ortak konularımızdan bahsedeceğiz.
Yine güleceğiz, yine sohbet edeceğiz.

Ama bazı alanlar artık benim için özel alan.

Yazmak, radyo, müzik, şarkı yapmak, hobilerim, ürettiğim şeyler.

Bunlarla ilgili konuşmak isteyen biriyle konuşurum.
Okuyanla, dinleyenle, merak edenle, eleştirenle.
“Şurası şöyle olsa daha iyi olur.” diyebilenle.

Çünkü ben gelişmek istiyorum.

Bunun için de karşımdaki insanın gerçekten ne yaptığımı bilmesi gerekiyor.

Bir yazımı okumadan yazım hakkında konuşamazsın.

Bir şarkıyı dinlemeden şarkı hakkında fikir veremezsin.

Bir yayına hiç gelmeden yayının nasıl olduğunu bilemezsin.

Ve bunların hiçbirini yapmak zorunda da değilsin.

Ama o zaman ben de sana bunları anlatmak zorunda değilim.

Sanırım benim asıl öğrendiğim şey bu.

İnsanlara kızmadan sınır koyabilmek.

Kimseyi hayatından çıkarmadan bazı şeyleri hayatının dışına alabilmek.

Ve en önemlisi…

Hâlâ birilerinin bir gün fark etmesini beklememek.

Çünkü bundan sonra sizden hâlâ bir aksiyon/reaksiyon beklersem, bu kez mesele sizin ilginiz olmaktan çıkar.
Benim özsaygım olur.
Ve bunu kaybetmeye hiç niyetim yok.

Artık uzun uzun anlatamıyorum.
Yaşlandım. 🙂
O yüzden bundan sonra daha kısa konuşacağım.

Ben ne yapıyorsam yapmaya devam edeceğim.

Yazmaya devam edeceğim. Okumak zorunda değilsin.

Müzik, şarkı, radyo yayını yapmaya devam edeceğim. Dinlemek zorunda değilsin.

Merak eden merak etmeye.

Etmeyen de etmemeye devam edebilir.

Kimseye kırgın değilim.

Kimseye küsmüyorum.

Sadece artık karşılıklılığın olmadığı yerde aynı emeği vermeyeceğim.

Çünkü…

Ne kadar ekmek, o kadar köfte.

Ve bu kez köfteyi gerçekten isteyenlere ayıracağım. 🙂

Share this content:

Yorum gönder