Adaya düşersen beni alma yanına
Adaya düşersen beni alma yanına

Adaya düşersen beni alma yanına

               Ağırlaşan gözlerime hala gözlerin yansırken, ruhumda derin bir sessizlik. Susmak ile haykırmak arasında kalan bir zaman dilimine gömülmüş hatıralar arasında çırpınışlarım… yokluğundaki varlığın acıtıyor her bir hücremi. Koşuyorum sahiller boyu belki bir adım daha yaklaşabilirim sana. Umudun dilenciliğini yaparken titriyor ellerim, açlıktan kokan ağzım değil yüreğim, kanayan yaramdan akan kan değil, sen… ve bu son çırpınışım nefes alamamaktan değil sensizlikten.

               Aklıselim düşünceleri taşıyamıyorum. Ağır geliyor bana. Hesaplarım var kapatamadığım, bize yaptığım haksızlıklar, sevda masalımıza olan ihanetlerim var. Kapatamadığım bir kapı, koyamadığım bir nokta. Anlatamadığım cümlelerim var. Yare gel demek için çırpınan ama utancından konuşamayan bir ben var… Dinlediğim her şarkıya sakladığım ayrı bir damla gözyaşım, her gözyaşıma sakladığım nikotin dolumuna hazır makaronlarım var. Sen geldiğinde aklıma içime çöken bir acı, o acının yanına yakışan hüzanbaz sevişmelere saklanan içi buram buram sen kokan öykülerim var.

               Ah sevgili, kayıp zamanların ütopyası. Nasılda kaybettim seni, nasılda incittim o minik yüreğini. Sensizliğe nasıl hapsettim kendimi. Serin bir akşamüstüne koydum tüm isyanlarımı, diz çöktüm karlı kentin beyazının önünde, titreyen ellerim yüreğimde, af diliyorum senden, etmeyeceğini bilerek yalvarıyorum, ağlıyorum, ölüyorum…  bırak üstü kalsın, bu acının yangınının dumanında boğulayım. Tuzlu sulara göm bir daha seni göremeyecek gözlerimi. Bitenin sadece kelimeler olmasını isterdim, bir gün yada bir mevsimin, senenin bitmesini isterdim, bitenin biz olmasını değil.

               Kalbin yanında kırılan kalbin aynasıydı, hüzün kokar tüm şarkılar. Hüzzam akşamlar ağartır saçlarımı, Anason kokan dalgalara tutunur hayallerim. Sen gidersin ben kalırım, ben giderim sahilde ayak izlerim kalır. Ötesi berisi yok işte, mevcut durum kahrı bela. Umudumu taze tutmaya çalışıyorum elbet bir bahar filizlenir umudu ile ….. nafile…. 

               Tarihin tekerrürlüğü yalın haliyle tarihte kalması temennimdi. Oysa bu tekerrürün seni incitmeye yönelik gerçekleşmesi naçizane yeteneğimden kaynaklanıyor olsa gerek. Bırak her şey olduğu yerde bilinmeyen de kalsın. Söze ne hacet, “…Kaybetmek için çok erken Sevmek için de çok geç…” Beni asla affetme. Çünkü, ben asla kendimi affetmeyeceğim….

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: