Türkü Yakmak
Türkü Yakmak
Türkü sevenin yaşı başı olmaz, türkü dinleyen insan her daim yüreği ve fikri genç kalabilendir…
Türkülerini seven, gönül veren ve göründüğü gibi olmaya çalışmaktansa göğsünü gere gere olduğu gibi görünen güzel insanlar her türkü dinlediğin ’de gözünü yumar öyle bir nefes çeker ki içine öyle bir yaşar…
Türkü seven insan duyan değil dinleyen insandır. sözü duymaz dinler, ezgilerin bam teline basmasına izin verir.
Türkü dinleyen insan yurdunu, coğrafyasını insanını sevendir. Fikri, ruhu özgür insan dinler türküleri, kültürünü inkar etmeden yaşamı özümseyerek dünyayı ve insanı tanıma çabası içine girebilenlerdir türkü dinleyenler. Kültürünü, insanını tanımayan insan, bir ayağı topaldır.
Ulusal bilincin ve tarihin oluşmasında etkin bir faktör olan türkülerimizi ve ozanlarımızı, halk sanatçılarımızı ne inkar edebiliriz nede yok edebiliriz.
Yaşanan coğrafyada ki bir acıyı, aşkı, toplumsal olay veya anıyı ezgi ile birlikte çoğunlukla anlık olarak yöresel lehçede yöresel ezgilerle buluşturmaktır türkü yakmak.
Yoksa 1,7 milyon yıl önce yaşamış olan Homo erectuslarından kalan bir parça ateş ile yakmak değildir…
“Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur.” – Neşet Ertaş Büyük ozan, Bozkırın Tezenesi .
Türkü söyleyen de dinleyen de gönül insanıdır.
Kahvaltı Hikayeleri
Share this content:






Yorum gönder