Cumartesi Sohbetleri Tekhne (*)“Tekhne,
Cumartesi Sohbetleri
Tekhne (*)“Tekhne,
Doğru kurallar eşliğinde üretim yapmak üzere gereken donanım” Aristoteles164 cm boyundaki Atum’ un (**) hem anne babası hem de büyükannesi ve büyükbabası kardeşti. Üç erkek kardeş oldukları için kız kardeşi ile evlenme zorunluluğu yoktu. Büyük bir kafaya sahip vücudunda bacakları inceydi. Atum, her iki bacağı da kısa olarak dünyaya geldiği için topallayarak yürüyordu. Memphis’te demir işleri yapan dükkânı vardı. Silahlar, zırhlar, kutular, gerdanlıklar yapıyordu. Bronz dövme işlemi yaparak heykeller de oluşturuyordu. Ormandan kesilen ağaçlardan elde edilen odunlar kümbet haline getirildi, kuru otlarla örtüldü ve iki hafta kadar ateşle beslenerek için için yanması sağlandı. Odunun beşte biri oranında kömür elde edildi. Demir cevheri içerisindeki yabancı maddelerden arındırılmak için yıkandı. Demir atölyesi ırmağın yanında kerpiçten yapılmış geniş düz alana sahip tek katlı bir yapıydı. Burada demir işçiliğinden başka bakır ve tunç işlemleri de yapılmaktaydı. Hesy sabah erkenden atölyeye gelmiş amcası Atum ’un gelmesini bekliyordu. Ufak yaşlardan beri amcasının yanında çalışarak demirciliği öğrenmişti. Bugün kahramanlar için kılıç ve hançer yapacaklardı. Yanan odun kömürüne baktı.
Prometheus rezene sapıyla birlikte gizlice ve kurnazca Olympos’a çıkmış, ateşi çalıp bu sapın içine koymuş ve yeryüzüne inmişti. Tanrısal bir sır olan ateşi Prometheus ölümlü insanoğluna hayatı pahasına armağan etmişti. Ateşe kavuşan insanoğlu bundan böyle aklının yanında zekâsını da kullanmayı öğrenecek, böylece maddeyi kendi işine nasıl yaratacağını düşünürken gitgide gelişecek ve ruhunu da bu maddeye işlemeye başlayacaktı.
Atum atölyeye geldi ve çalışmaya başladılar. Odun kömürü üzerinde, yumurta biçimindeki çelik külçeleri örs üzerinde dövülmek suretiyle uzattılar, kılıç ve hançer şekline getirdiler. Kılıç ve hançerin kırılganlığını azaltmak ve dayanıklılığını arttırmak için törpüleme yapıldı ve ortalarına oyuk oluk açıldı. Kılıç-hançer namlusuna su vermek için, kırmızı toprak, öküz gübresi, tuz ve biraz şap veya kezzap bir araya getirilip iyice karıldı, bu karışım kılıcın üzerine sürüldü, sonra kılıç bu şekilde ateşe tutuldu ve ısıtıldı. Daha sonra kılıcın iki tarafı ıslak keçe ile sarıldı. Böylece kılıç ve hançer sulanmış oldu ve üzeri temizlendi.
İşlem bittiğinde Atum ve Hesy yorulmuşlardı. Karşılıklı oturup arpa suyu içerken konuşmaya başladılar. Hesy amcasına “bu işleri yaparken hep mutlu görünüyorsun bunun sırrı ne?” diye sordu. Atum “Ben sadece kılıç veya hançer yapmıyorum” dedi. Hesy “Peki ne yapıyorsun?” Atum bunun üzerine:” Hayatıma ve senin hayatına mutluluk katıyorum” dedi. Hesy düşünmeye başladı. “Mutluluk katmak ne demekti?” Atum ‘un tanımı şuydu. Hayatında mutlu olmak ve mutlu insanlar ile birlikte olmak istiyordu. İşini önemsiyordu. Bu nedenle işini yaparken gülümsemeyi, eğlenerek yapmayı mutlu olmayı seçiyordu. Sadece işini yapmaya odaklanıyordu. Böylece devamlı mutlu oluyordu. Çevresindeki kişilerde mutlu oluyorlardı.”
Atum devam etti. “Hayatımızda kontrol edemediğimiz bir sürü şey oluyor. Örneğin, yaşadığımız Memphis’teki hava durumunu kontrol edemeyiz. Benim tüm seçtiğim tüm bu olanlara nasıl tepki verdiğim. Düzenli olarak en iyi halimi yaşamaya başladığımda, bu bana insanlarla güzel ilişkiler kurmamı sağlıyor. Birisinin senin en iyi haline ne zaman ihtiyaç duyacağını bilemezsin. Sen devamlı mutlu halde kalırsan çevrendekilerde mutlu olur.” Diye devam etti.
“Kişi yaptığı işte yaratıcı olmalıdır. Yaratıcı olabilmek için kişi bilinçaltına ulaşmak zorundadır. Kişinin bilinçaltına ulaşabilmesi tanrının işlevlerinin kavranmasıyla mümkün olur. Yunanlı tanrı Dionysos’un coşkusu, insanın doğayla bütünleşmesine ve cenneti bu dünyada yaşamasına neden olur. İnsanın Apollon (akıl) yönüyse işte tam da burada devreye girer. Çünkü Apollon insandaki ölçü ve dengeyi temsil eder, insanın mutlu olacağı yolları ona gösterir. Apollon ve Dionysos’la simgelenen bu iki zıt yön birlikteliği ile başka deyişle “uyum birlikteliği” oluşunca ortaya sanat çıkar. Tekhne sahibi, bu zıtlıkları içinde barındıran kişidir. O ruhunun hem Apollon’cu (akıl) yanını hem de Dionysos’çu (duygu) yanını kullanmalı ve bu zıtlıktan yaratıcığa ermelidir. Tekhne’nin anlamı “zanaatkârlık, sanatçılık, yetenek, beceri, el hüneri” olmasına rağmen ikinci anlamı “hile, kurnazlık, dalaveredir.” Tekhne’nin asıl amacı doğayı kandırıp insanı rahat ettirmektir. Tekhne’nin anlamındaki zıtlık, yaratıcılığı körükleyen çatışmanın doğması için gereklidir. Çatışma olmadan hiçbir eser ortaya çıkmaz.” Diyerek konuşmasını bitirdi. Atum, içgüdülerinin, yani sezgilerinin sesini dinleyen ve karşı karşıya kaldığı kritik anlarda bilgi birikimini hemen devreye sokarak hiç düşünmüyormuşçasına çarçabuk yapılması gereken şeye karar veren bir adamdı. Ateşi çekiç, örs, kerpeten ile kullanarak çift yanlı baltalar, görkemli silahlar, birbirinden muhteşem sanat eserleri, ziynet eserleri yaratıyordu. Dik ve güçlü bir boynu, kıllarla kaplı bir göğsü vardı. Seke seke yürümesinden dolayı insanlar kendisine güler, ama başları sıkışınca yardımına başvurmaktan çekinmezlerdi. Evlenecek kızların başlarını süsleyen ve bütün görkemiyle parlayan taçlar yapmış ve el hüneriyle kabalığı incelikle, zulmü iyilikle dengelemişti. Çocuk ruhluydu. Akıl ve düşünme yetisi ile dolu capcanlı, kıpır kıpır hareketli bir kişiliğe sahipti. Mousalarla donanımlı, yani “araştıran, kolay algılayan, anlam arayan, yaşamı ve düzeni sorgulayan, kavramaya çalışan” çılgın bir ruha sahipti. (*) Bilgelik (Phronesis) arayışı isimli kitabımdan bir bölüm(**) Olay antik Mısır’ da geçmektedir. Atum antik Yunan tanrısı Hephaistos’ a benzetilerek yaratılmıştır. Antik Yunan’da ateş, metalurji ve öykülerin tanrısı Hephaistos (Hephaestus), muhteşem evler, zırhlar ve dahiyane aletlerin tasarladığı Olimpos tanrılarının parlak demircisiydi.29.11.2025
Şevket M. Oğuz


Share this content:








Yorum gönder