Cumartesi Sohbetleri Düşler Tepesi

Cumartesi Sohbetleri Düşler Tepesi

Bu sohbeti aşağıdaki müzik eşliğinde okuyabilirsiniz.

Özgür ol dağlar kadar, meydan oku gökyüzüne kapla yer yüzünü heybetinle. Bilsinler, bilsinler ki boyun eğmezsin sen, bulutlara bile meydan okursun canın isterse. Bazen sığınak olursun güçsüzlere, geçit vermezsin kötü kalpli işgalcilere. Dağsın sen göğe yükselen, istediğinde her şeye direnen… Diren, unutma gücünü! Sen sensin, sev kendini ancak böyle kalacaksın yer yüzünde. Her sabah gün doğumunu görmek için erkenden kalkarım. Yataktan çıkar çıkmaz, kahvaltı yapmadan bisikletime biner, yüksek bir tepeye doğru yola koyulurum. Tepeye çıkınca karşımda duran bulutların içindeki dağa bakarım. Dağın tepesinde görkemli bir beyazlığın içinde durduğumu hayal ederim. Bu hayali düşünürken güneş doğmaya başlar. Önce kızıllık ardından ışık. O anda özgür olduğumu hissederim. Gökyüzüne meydan okurum. Heybetimle yer yüzünü kaplarım. Bulutlara meydan okurum onlara seslenirim:“Bilin ki benim ben insan benden başkası yok” Ben bir dağım, göklere yükselirim, her şeye direnirim. Direndikçe gücümü unutmam. Ben benim, kendimi seviyorum. Yeryüzünde ancak böyle var olabilirim. Sevgim ile dünyada kalabilirim.

Biliyor musun beni hangi çağa koyarsan koy rahat ederim. Rönesans’a dair bir şeyler okuduğumda kendimi rönesans insanı gibi hissederim. Ben Sistine şapeline Adem’in yaratılışını yapan Michelangelo’yum. Çin’in dört büyük klasiğinden kızıl köşkün rüyasını okuduğumda onu yazan Cao Xueqin’ im. Aytmatov okurken Orta Asya bozkırlarına aitim. Guernica’yı çizen Picasso gibi geçit vermedim kötü kalpli direnişçilere.Ben her şeyden birazım. Benim için ırk dönem halk fark etmiyor; Mısır, Maya, Hindu ya da Zerdüşt; bütünüyle içindeyim, her seferinde beni sürekli hayrete düşüren zengin altın kaplı bir dünyadayım.Özlemini çektiğim şey bu: benim tarafımdan yaratılmış, benim düşüncelerime, düşlerime, arzularıma duyarlı bir dünya. Bunları yazdığım roman ait olduğu ülke kadar gerçek dışı olacak. Bütün karakterlerim kurgu olacak hiç biri gerçek olmayacak. Kimse kimseyi tanımayacak hele ki yazar. Romanın adı “düşler tepesi” olacak. Benden başka kimse oraya erişemeyecek. Zirvede hep ben olacağım. Sadece gün doğumları ve gün batımları olacak. Bir de sevdiğim ben. Yaşanacak bir yaşamım var. Binilecek bisikletim var. Yürüyeceğim yaya kaldırımları, tadına varacağım gün doğumları ve batışları var. Eğer bu satırlara kadar geldiysen, bil ki sen de bir tepeye çıkmışsın. Belki bisikletin yok, belki sabah erken kalkmıyorsun. Ama bir şey seni buraya taşıdı. Belki bir düş, belki bir özlem, belki sadece bir cümle.Unutma:Sen de bir dağsın.Sen de göğe yükselebilirsin.Sen de her şeye direnebilirsin. Kendini sev. Kendini hatırla. Kendini unutma.Zamanlar değişir, çağlar geçer, haritalar silinir. Ama senin içindeki Düşler Tepesi hep kalır. Oraya herkes ulaşamaz. Ama sen geldin. Ve bu, bir şey demek. Şimdi ister bir roman yaz ister sadece bir sabah daha yaşa. Ama ne yaparsan yap, sevdiğin kendinle kal. Çünkü yaşanacak bir yaşam var. Ve o yaşam, seninle başlıyor.

15.11.2025

Şevket M. Oğuz

Share this content:

Yorum gönder