Cumartesi Sohbetleri Kaybolmanın İlk Adımı
Cumartesi Sohbetleri Kaybolmanın İlk Adımı
İstanbul’da insan yavaş yavaş kayboluyor. Önce sevdiği sokaklardan siliniyor adı. Sonra hep oturduğu masalar başkasına kalıyor. Bir zamanlar sabaha kadar konuştuğu insanlar, bir süre sonra yalnızca şarkılarda yaşamaya başlıyor. Gece konser sonrası İstiklal ‘de yürürken anladım bunu. Adımlarım ağırdı ama içimde tuhaf bir hafiflik vardı; sanki yıllardır taşıdığım bir yük, şehrin uğultusuna karışıp eriyordu.Şehir kalabalık ama herkes biraz hayalet. Metrodan yorgun yüzler çıkıyor, tramvay eski aşkları taşıyor, kestane satıcısının kestaneleri bile sanki sigara dumanı kadar hüzünlü. Ve İstanbul garip bir şehir… İnsanı aynı anda hem öldürüyor hem büyütüyor.Çünkü burada bazı geceler vardır; şehir karanlığın içinde ağırlaşır ve insan içinden sessizce şunu geçirir: “Ben artık eski ben değilim.”İşte o an anlıyorsun; insan bazen aynı anda hem batıp hem doğabiliyormuş.Şişhane’ye yaklaşırken rüzgâr yüzüme çarptı. Eski binaların taş kokusu bir zamanlar olduğum adamı hatırlattı bana. Gençliğimi, aceleciliğimi, her şeyi bir anda çözmeye çalışan o sabırsız hâlimi. Şimdi ise başka bir şey vardı içimde: daha yavaş, daha derin, daha sessiz bir kabulleniş.Tünelin önünde tramvaya bakarak duraktaki banka oturdum. Yanımdan insanlar geçti; kimisi koşarak, kimisi telefonuna gömülmüş, kimisi de benim gibi kendi içine bakarak. Hepsinin yüzünde aynı şey vardı: biraz yorgunluk, biraz umut, biraz kaybolmuşluk.İstanbul bize bunu yapıyordu. Hepimizi aynı potada eritiyor, sonra başka bir şekle sokuyordu. Belki de İstanbul’un büyüsü buydu: insanı önce dağıtıp sonra yeniden toplaması.O an içimden geçen tek cümle şuydu: “Kaybolmak bazen bulunmanın ilk adımıdır.”Ve bunu düşündüğüm anda, tünelden gelen o derin uğultu duyuldu. Sanki şehir bana cevap veriyordu. Sanki “devam et” diyordu. “Daha bitmedi. Sen hâlâ buradasın.”Ben de kalktım, yürümeye devam ettim. Adımlarım bu kez daha sakindi. Çünkü biliyordum: İstanbul’da insan kaybolsa bile, bir yerlerde mutlaka yeniden doğacak bir ışık buluyordu.Küçük, kırılgan, ama inatçı bir ışık.
16.05.2026
Şevket M. Oğuz
Share this content:






Yorum gönder