Sen Kimim? Ben Kimsin
Sen Kimim? Ben Kimsin
İnsanlara güvenmemek benim aldığım bir karardı.
Bu karar bir günde verilmedi.
Bir kırgınlığın, bir tartışmanın ya da tek bir ihanetin sonucu değildi.
Zamanla oluştu.
Yavaş yavaş, fark etmeden.
Sadece yeterince uzun süre insanları izledim.
Onlarla yürüdüm, onlarla konuştum, onlarla sustum.
Ve gördüğüm şey, güvenmek için sandığım kadar sebep olmadığıydı.
İnsanların yaptıkları kötülüklerin çoğu, dışarıdan bakıldığında büyük sebeplere dayanıyormuş gibi görünür.
Oysa çoğu zaman mesele bu kadar derin değildir.
İnsanlar çoğu şeyi nefret ettikleri için değil,
çıkarlarına geldiği için yapar.
Kolay olduğu için yapar.
Yapabileceklerini bildikleri için yapar.
Bazıları seni kullanmaya çalışır, çünkü kullanabileceklerini düşünür.
Bazıları saygısızlık eder, çünkü sınır görmez.
Bazıları verdiğin değeri zayıflık zanneder.
Bazıları ise gerçekten kötüdür.
Sebepsiz değil belki, ama açıklaması seni ilgilendirmeyecek kadar içlerindedir.
Ve en tehlikelileri, kötü olduklarını bilmeyenlerdir.
Ben insanlara güvenmemeyi seçtim.
Kendimce nedenlerimi sıraladım. Madde madde.
Onlar da beni hiç yanıltmadılar.
İnsanların içindeyken kimin gerçek, kimin sahte olduğunu anlamak kolay olmuyor.
Çünkü insanlar yakındayken herkes normal görünür.
Herkes samimi görünür.
Herkes iyi görünür.
Gerçeği görmek için geri çekilmek gerekir.
Üç adım.
Bazen dört.
Mesafe koymadan insan tanınmıyor.
Çünkü verdiğin değer, insanların konfor alanına dönüşüyor.
Sen sınır koymadıkça, onlar sınır aramıyor.
Sen alıştıkça, onlar alışıyor.
Sen sustukça, onlar rahatlıyor.
Ve bir noktadan sonra yaptıkları şeyin yanlış olduğunu bile düşünmüyorlar.
Bazen güvendiğin için birini olması gerekenden farklı bir yere koyuyorsun.
Belki o yer ona ait değildir.
Belki o konum onun taşıyabileceği bir şey değildir.
Belki de hiç olmaması gereken bir yerde duruyordur.
Ama sen güvendiğin için sorgulamıyorsun.
Başta kimseyi sorgulamıyorsun.
Sonra bir gün derdini anlatıyorsun.
Yaralarını gösteriyorsun.
Merhem ol diyorsun.
O geliyor, seni tam o yaradan vuruyor.
Bunlar bir günde olmuyor.
Ama göre göre oluyor.
Yaşaya yaşaya oluyor.
Aynı şeyleri farklı insanlarda gördükçe oluyor.
Ve bir süre sonra, güvenmemeye başlıyorsun.
Bu yüzden belirli aralıklarla geri çekilirim.
Bilerek yaparım bunu.
Kırıldığım için değil.
Küstüğüm için değil.
Görmek için.
Üç adım geri attığında
kimin çıkar ilişkisi kurduğunu görüyorsun,
kimin yanında durduğunu,
kimin sadece duruyormuş gibi yaptığını görüyorsun.
Kuyuya kimin ittiğini, kimin kurtarmaya çalıştığını,
kimin -mış gibi yaptığını görüyorsun
Kimde ne kadar olduğunu,
kimin sende ne kadar olduğunu görüyorsun.
Bir söz vardır:
Başınız sıkıştığında dostlarınızın kapısını çalın,
kapı açılmasa da gözünüz açılır.
Bu sözün doğru olduğunu yaşayarak öğrendim.
Çünkü sonuçta ben de insanım.
Onlardan farklı değilim.
Aynı hataları yapabilirim.
Aynı şeylere inanabilirim.
Aynı şekilde yanılabilirim.
Bu yüzden sadece başkalarından değil,
kendimden de şüphe ederim.
Ve bazı insanları bu yüzden bıraktım.
Bir kavga yüzünden değil.
Bir söz yüzünden değil.
Bir olay yüzünden değil.
Verdiğim değere haksızlık ettikleri gün indirdim onları gemimden.
Masum da değilsiniz.
Lazım da.
İnsanlarla mesafe kurmayı öğrendikten sonra,
arkadaşlıklarımı da aynı mesafeyle kurmaya başladım.
Çünkü herkes aynı yerde durmuyor.
Herkes aynı ağırlığı taşımıyor.
Ve herkes kendini sandığı yerde olmuyor.
Benim hayatımda halkalar vardır.
Birinci halka…
Orada olanlar artık arkadaş değildir.
Onlar abi olur.
Kardeş olur.
Aile olur.
O halkada sınav olmaz.
Hesap tutulmaz.
Rol yapılmaz.
O halka doluysa kimse giremez.
Boşsa bile herkes giremez.
İkinci halka…
En zor yer orasıdır.
Oraya gelmek zordur.
Orada kalmak daha zordur.
Saygı vardır.
Mesafe vardır.
Denge vardır.
O halkaya gelen herkes,
oraya tesadüfen gelmez.
Eskiden daha kolaydı.
Artık değil.
Çünkü gördüm.
İnsanlar değer gördükleri yere ait olmayabiliyor.
Ve ait olmadıkları yerde durduklarında
hem kendilerine,
hem sana zarar veriyorlar.
Üçüncü halka…
Normal arkadaşlıkların olduğu yerdir.
Konuşursun.
Görüşürsün.
Gülersin.
Ama hayatını teslim etmezsin.
Bazıları üçüncü halkaya bile giremez.
Bazıları girdiğini sanır.
Bazıları hiç giremeyeceğini kabul edemez.
Bu halkaları boşuna kurmadım.
Arkadaşlığa fazla değer verdiğim için kurdum.
Çünkü değer verdiğin insanın hatasını taşımak ağırdır.
Herkesin yükünü aynı yerde taşıyamazsın.
Herkesi aynı yere koyarsan,
en sonunda kendin ezilirsin.
Bu yüzden sınavlar vardır.
Üçüncü halka için yapılan sınavlar kolaydır.
Ama onu bile geçemeyenleri görünce korktum.
İkinci halka artık zor.
Oraya gelen az.
Orada kalan daha az.
Ve şunu öğrendim:
İkinci halkadan düşen biri
üçüncüye inmez.
Tamamen yok olur.
Çünkü bazı insanlar hayatından çıkmaz,
hayatından silinir.
Beni tanıdığını söyleyen insanlar var.
Beni çözdüğünü düşünenler var.
Nasıl biri olduğumu bildiğini zannedenler var.
Ama birinci ve ikinci halkalardan birinde değilsen
bildiğin şey,
benim sana bilmeni istediklerimden fazlası değildir.
İnsanlar bana bakıp farklı olduğumu söylüyor.
Soğuk olduğumu söylüyor.
Garip olduğumu söylüyor.
Aslında ben normalim.
Sadece o kadar düz insanlar var ki
normal olan bile onlara farklı görünüyor.
En çok güldüğüm şey ise şu:
Benimle tartıştıklarında
bana, benim anlattığım şeylerle saldırmaları.
Sanki gördükleri yüz tek yüzmüş gibi.
Sanki bildikleri şey, gerçeğin tamamıymış gibi.
Bana kötü diyerek,
kendi yaptıklarının görünmeyeceğini sanıyorlar.
Bana siyah demeleri,
kendilerini beyaz yapmıyor.
Benim hatam,
onların doğrusunu kanıtlamıyor.
Ben geri çekildiğimde kimseyi kaybetmiyorum.
Sadece kalması gerekenlerle, kalmaması gerekenler ayrılıyor.
Kim nerede duruyor,
kim ne kadar gerçek,
kim ne kadar geçici,
mesafe koyunca anlaşılıyor.
Bazıları hayatından çıkar.
Bazıları hayatından silinir.
Bazıları hiç yaşanmamış gibi kalır.
Çünkü insan dediğin şey,
sandığından daha geçici,
sandığından daha değişken,
sandığından daha unutulabilir.
Ve sonunda herkes gider.
Valar Morghulis.

Share this content:






Yorum gönder