Bazı korkuların adı vardır.

Bazı korkuların adı vardır.

Aslan.

Panter.

Kurt.

İnsan onları duyunca ürperir. Çünkü uzaktan bakınca tehlike hep büyük görünür. Gölgeler uzadıkça korkular da büyür. Çocukluğumuzdan beri bize böyle anlatılmıştır.

Sonra hayat geçer.

İnsan biraz eksilir, biraz öğrenir.

Anlar ki bazı yaralar pençelerden açılmaz. Bazı acılar kükremez. Sessizce gelirler. Bir sabah çayının buharında, bir akşam üstü boş kalan sandalyede, cevapsız kalan bir cümlenin ucunda belirirler.

Büyük korkuların çoğu uzaktadır aslında.

İnsan bazen hiç karşılaşmayacağı şeylerden korkarken, en çok yanı başındakilere yenilir.

Bir bakışa.

Bir söze.

Bir vedaya.

Bir unutuluşa.

Belki de bu yüzden herkes kendi göğünün altında yaşar korkularını. Senin önemsiz dediğin şey, bir başkasının karanlığı olabilir. Senin uzaktan baktığın tehlike, bir başkasının her gün içinden geçtiği yol.

Çünkü dünya herkes için aynı değildir.

Kuşların şarkı söylediği bir sabah, bir tırtıl için kıyamet olabilir.

Ve bazen hakikat, masallardan daha sessiz gelir insana:

Aslan ve panter zararsızdır; oysa tavuklar ve ördekler çok tehlikeli hayvanlardır” dedi bir solucan çocuklarına.

Share this content:

Yorum gönder