72 Saat ve Sonrası

72 Saat ve Sonrası

“Türk millet yardımseverdir”, Çok doğru bir söz olmakla birlikte azda olsa farklı uluslarda da bizde ki kadar yoğun yardımseverlik ve duygusal bağlar vardır. Tarihe baktığımızda da, yakın geçmişte yaşadığımız afetlere baktığımızda da insanların birbirine yardım etmek için nasıl seferber olduğunu defalarca gördük. Depremlerde, sellerde, yangınlarda zor zamanlarda evini açan, elindeki son ekmeği paylaşan, kilometrelerce yol gidip hiç tanımadığı insanlara destek olan milyonlarca insan var. Bu toplumun kültüründe dayanışma, paylaşma ve yardımlaşma zaten güçlü bir şekilde yer alıyor. Ancak gerçekleri yazmakta zorundayız. Çünkü afetler ve krizler sadece insanların iyi yönlerini ortaya çıkarmaz. Aynı zamanda kötü yönlerini de görünür hale getirir. Bir yanda enkaz altında tanımadığı insanları kurtarmaya çalışanlar varken, diğer yanda yağma girişiminde bulunanlar da çıkabiliyor. Bir yanda ücretsiz yârdim dağıtanlar varken, diğer yanda en temel ihtiyaç malzemelerine fahiş fiyatlar koyanlar da olabiliyor. Bir yanda komşusuna sahip çıkanlar varken, diğer yanda fırsatçılık yapanlar da görülebiliyor. Bir yanda acıyı kucaklayanlar varken, diğer yanda çocuk kaçıranlar, taciz edenlerde ortaya çıkabiliyor. Bunları söylemek topluma güvensizlik aşılamak değildir. Tam tersine, hayatın gerçeklerine karşı hazırlıklı olmaktır.

Hazırlıklı olmanın temel mantığı da yardım gecikebilir, size kötü davranan insanlar olabilir, toplumsal bir hezeyan yaşanabilir. Kısaca her senaryoya karşı hazırlıklı olmakta fayda var. Çünkü afet yönetiminde planlar en iyi ihtimale göre değil, en kötü ihtimale göre yapılmalı.  Bir birey deprem çantası hazırlamaktan , gıda su stoğuna kadar, ilk yardım, ve benzeri eğitimlerine kadar ki süraçte aslında karamsarlık yapmaz; sorumluluk alır. Çünkü kriz anında insanların ve kamunun iyi niyetine güvenmekten daha çok kendinize güvenmelisiniz….

Afet romantizmi kaldırmaz acı bir gerçektir ve gerçekçiliği kaldırır. Yardımlaşma, dayanışma, inanç güzeldir. Ancak alt yapı çöktüğünde market kalmayınca, iletişimin aksadığın da ve yardımlar beklenenden daha geç ulaştığında ki en kötü senaryoya hazırlanırsanız, mücadele ve hayatta kalma şansınız hiçbir hazırlık yapmadakinden daha yüksek olur. İşler ters gittiğinde bedelini siz ve aileniz ödersiniz. Hazırlıklı olmak sisteme, insana güvenmemek değildir. Hazırlıklı olmak, sevdiklerinizin sorumluluğunu başkalarının omuzlarına bırakmamaktır. Kriz anında yardım bekleyen değil, yardım edebilen tarafta olmayı hedefleyin. Çünkü gerçek dayanışma, yalnızca iyi insanların varlığına güvenmek değil; kötü ihtimalleri de hesaba katarak ayakta kalabilmektir.

Hazırlığınızı yarına ertelemeyin bu gün yapın…

Kahvaltı Hikayeleri

Share this content:

Yorum gönder