Hesap Veren Yok
Hesap Veren Yok
Helalin adı kaldı, onu gören yok,
Haramsa kapışıldı, hâlâ doyan yok.
Vicdanın terazisi pas tutmuş,
Herkes hesap soruyor, hesap veren yok.
Doğrunun yolu belli, gidip gelen yok,
Eğriye omuz veren, el veren çok.
Bir çift güzel söz için kapanmış kapılar,
Kırk yalan anlatana “buyur” diyen çok.
Merhamet susuz kalmış, bir tas su veren yok,
Düşenin elinden tutup da kaldıran yok.
Sofralar büyüdükçe gönüller daralmış,
Aynı ekmeği bölüşüp de şükre duran yok.
İnsan insanı tartar, kendisini eksik tartmaz,
Aynaya bakar amma kusurunu görmez.
Herkes bir hüküm vermiş ömrün pazarında,
Kendini yargılayan bir tek kişi çıkmaz.
Dünya dediğin handır, kalan olmuş mu?
Altınla taşın sonu aynı değil mi?
Bir kefenlik yolcuyuz, unuttuk gerçeği,
Giderken bir şey götüren olmuş mu?
Nice sultanlar geldi, nice tahtlar kuruldu,
Bir avuç toprak için ne kavgalar görüldü.
Rüzgârlar esti geçti, bütün izler savruldu,
Ne sen kaldın dünyada, ne adın duyuldu
Bir gönül yapmak iken en büyük ibadet,
Kırmaya pek hevesli olmuş bu millet.
Dilinde Hak sözleri, içinde bin hesap,
Surete aldanmışız, kaybolmuş hakikat.
Helalin adı kaldı, onu gören yok,
Haramsa kapışıldı, hâlâ doyan yok.
Dünya denen pazarda her şeyin alıcısı var,
Temiz kalbin değerini bilen, soran yok.
Bir gün perde kalkınca sır meydana çıkar,
Söz susar, mal susar, yalnız amel konuşur.
O vakit ne makam kalır ne de alkış sesi,
Hak divanı kurulunca herkes bulur kendisini.
Share this content:





Yorum gönder