Masal Aslında Şöyleydi – Ağustos Böceği ile Karınca

Masal Aslında Şöyleydi

Ağustos Böceği ile Karınca

Bir varmış, bir yokmuş.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
develer tellal iken, pireler berber iken,
masallar hep kısa anlatılırmış.
Çünkü kimse uzun hâlini dinlemek istemezmiş.
Ama bu masalın uzun hâli varmış.
Ve pek anlatılmak istenmezmiş…

Bir yaz günü, çalışkan karınca durmadan çalışırken,
ağustos böceği bir ağacın dalında oturur,
saz çalar, şarkı söylermiş.

Masallarda hep böyle olurmuş.
Biri çalışır, biri çalışmazmış.
Biri haklı çıkar, diğeri ders alırmış.
Yoksa anlatan da dinleyen de huzursuz olurmuş.

Karınca sabah çalışırmış.
Öğlen çalışırmış.
Akşam çalışırmış.
Gece de çalışmayı düşünürmüş.
Düşünmek de çalışmaya sayılırmış.

Ağustos böceği ise bir dalın üstünde oturur,
aynı şarkıyı söyler dururmuş.

Masala göre hiçbir iş yapmazmış.

Yaz bitmiş,
hava soğumuş,
kış gelmiş.

Karınca sıcacık yuvasında otururken
ağustos böceği kapıya gelmiş.

Üşüyormuş.
Acıkmış.
Pişmanmış.

Masallar, tembel olanların
en sonunda pişman olmasını severmiş.

Karınca kapıyı açmış,
bir süre bakmış,
sonra demiş ki:

“Madem bütün yaz saz çalıp şarkı söyledin,
şimdi de oyna biraz.”

Ve kapıyı ağustos böceğinin suratına kapatmış.

Masal burada bitmiş.
Çünkü kimse kapı kapandıktan sonrasını merak etmemiş.

Masalda anlatılmayan kısım… Ağustos böceği neden bütün gün şarkı söylüyor?
Bu soru hiç sorulmamış…

Olayın aslı şöyleymiş;

Ormanda herkesin bir görevi varmış.

Karınca çalışırmış.
Arı bal yaparmış.
Kunduz baraj yaparmış.
Kuşlar göç edermiş.

Çalışmak düzen sayılırmış.
Durmak şüpheli sayılırmış.
Gülmek gereksiz sayılırmış.
Uzun süre mutlu olmak ise
rapor edilmesi gereken bir durum sayılırmış.

Ağustos böceğine verilen görev diğerlerinden farklıymış.

Ona çalışmak verilmemiş.

Ona bakmak verilmiş.

Çalışmayanları izleyecek,
kurallara uymayanları görecek,
gereğinden fazla gülenleri,
gereğinden az çalışanları
yukarıya bildirecekmiş.

Yukarıda ne olduğu bilinmezmiş.
Ama herkes yukarıdan çekinirmiş.

Ağustos böceği sormuş:

“Ya bildirmek istemezsem?”

Cevap gecikmemiş:

“O zaman seni tembel ilan ederiz”

Ormanda tembel olarak bilinmek
pek iyi bir şey sayılmazmış.

Çalışmayanlar kışın üşürmüş.
Çalışmayanlar aç kalırmış.
Çalışmayanlar masallarda kötü anlatılırmış.

Ağustos böceği görevi kabul etmemiş.

Kimseyi bildirmemiş.

Ama ona başka bir görev de verilmemiş.

O günden sonra
resmî kayıtlara göre
ağustos böceği tembelmiş.

Yaz gelmiş.

Karıncalar çalışmış.
Arılar uçmuş.
Kunduz durmamış.
Hiç kimse durmamış.

Ağustos böceği bir ağacın dalına çıkmış.

Şarkı söylemeye başlamış.

İlk gün kimse dinlememiş.

İkinci gün kuşlar biraz yavaş uçmuş.

Üçüncü gün tavşanlar durup bakmış.

Dördüncü gün tilki gülmemeye çalışmış.

Bir hafta sonra
karıncalardan bazıları
yiyecek taşırken yolu uzatmaya başlamış.

Durmamışlar.

Ama şarkıyı duymuşlar.

Bir keresinde
bir karınca yükü yere bırakıp
sadece birkaç saniye dinlemiş.

Sonra korkup daha hızlı çalışmış.

Çünkü mutlu görünmek
yanlış anlaşılabilirmiş.

Ağustos böceği bütün yaz şarkı söylemiş.

Çünkü o bildirmemeyi seçmiş.

Kimsenin yorulduğunu,
kimsenin sıkıldığını,
kimsenin mutsuz olduğunu
yukarıya söylememiş.

Onun yerine şarkı söylemiş.

Çünkü o şuna inanıyormuş:

Hayvanlar sadece çalışmak için yaşamaz.

Biraz gülmek için,
biraz dinlenmek için,
biraz da mutlu ölmek için yaşar.

Kış gelince
kapı gerçekten kapanmış.

Masal bu kısmı doğru anlatır.

Ama masalın anlatmadığı şey şudur:

O gece karınca uyuyamamış.

Çünkü orman çok sessizmiş.

Ve ilk defa
çalışırken duyduğu o şarkının
aslında ne işe yaradığını düşünmüş.

Ama o yaz
orman biraz daha az yorulduysa
sebebi tembel sayılan bir ağustos böceğiymiş…

Share this content:

Yorum gönder