silhouette of asian woman behind tree branch near endless ocean

İNANMIŞTIM

Sen, güzel gözlü sevdiğim,
Ne çok sözler vermiştin tutmayacağını bile bile,
Ve ben,
İnanmıştım tutulmayacağını bile bile…
Sen sevdiceğim,
Ne yeminler etmiştin hep beraber olacağımıza dair,
Ve ben,
Nasıl da inanmıştım sana,
Tüm o yeminlerin savurulup giderken ardından…
İnanmıştım sevgilim ettiğin tüm yeminlere,
Ve verdiğin o sözlere…
Güneş gibi ısıtacağına Dünyamı,
Su gibi hayat vereceğine,
Aldığım nefes gibi her daim benimle olacağına,
İnanmıştım yaa yine…
Şimdi hangi rüzgarlara kanıp gitti başka dünyalara bu yeminler,
Ve sözler…
Şimdi hangi hayat ya da hayatları karartmakta ben gibi,
Tirşe gözlerinden hangi hayatlar zehir solumakta…
Issız gecelerde avutulmamış bir bebek gibi çığlık çığlığa susuyorum,
Alnıma yazılmış ihanetler ve yalanlar kadar temizim,
Senin bana veremediğin bütün doğrular kadar yalnızım…
Seni sen yapan ihanetlerin ve yalanların kadar ağırım,
Ağır olduğum kadar yorgunum da aslında,
Kaderime yazılmış ihanetlerin tam ortasına,
Adını kazıyorum çorak toprağa,
Ve şimdi bana bıraktığın o mirasın altında boğuluyorum…
Gözyaşlarım var sana dair akan,
Bir de bacağı kırık idam sehpam var bekleyen,
Bir beyaz gömlek belki bu yolun sonu olacak,
Belki bir beyaz güvercin beni anlatacak,
Bir rüzgar umutları savurup yarınlara koşacak belki,
Ve belki bir hayat o idam sehpasından yeniden doğacak,
Ve yarınlara inat huzurla aşkı kucaklayacak…

Share this content:

Yorum gönder