green leafed plant on sand

Umutlarım

Bu gece yıldızlar ay ışığında tutuklu kaldı,
Bir zamanlar, sana doğru uzanırken ellerim,
Şimdi senden geriye sadece küçücük mısralar kaldı,
Sen giderken arkana bile bakmayacak kadar gece,
Bense seni unutamayacak kadar gündüzdüm.
Sen giderken çok uzaklara bir cellat kadar acımasız ve soğukkanlı,
Bense bebek masumiyetinde gizlenmiş bir damla gözyaşıydım…
Sen akarken çaresizliğinle bu şehirden karanlıklara,
Bense boğazın derinliklerinde inci ışıltısında saklı kaldım…
Şimdi bu yorgun gidişinin ardından,
Yazılan nice şiirler, şarkılar, yakılan ağıtlar,
Sahipsiz Kadıköy İskelesinin simitçileri, martıları, taşları,
Şimdi öksüz Yedi Tepeli Şehrimin tüm ışıkları…
Pier Loti’nin bir inci gerdana beslediği,
Karşılıksız sevdasının çaresizliği…
Umutları, umutlarım…
Şimdi umutlarım,
Sokak çocuklarının gözlerindeki özlemde,
Yaralı bir martının çığlıklarında,
Bir fincan kahvenin tadında,
Kim bilir belki umutlarım,
Aşka davet eden Erguvan kokusunda,
Belki de yüreğine doğan güneşin sıcağında,
Belki de yeni doğmuş bebeğin ilk nefesinde,
Belki ıslak toprak kokusunda…
Belki umutlarım da yok aslında…

Share this content:

Yorum gönder